Ana Sayfa / Şiirler / Nazım Hikmet sözleri: Aşka dair en güzel, kısa ve resimli Nazım Hikmet sözleri.

Nazım Hikmet sözleri: Aşka dair en güzel, kısa ve resimli Nazım Hikmet sözleri.

Nazım Hikmet sözleri, büyük üstadın ölümünden sonra yıllar geçmesine rağmen halen beğeniliyor ve paylaşılıyor. Romantik komunist ve romantik devrimci olarak hatırlanan edebiyatın mavi gözlü dev şairi, özellikle aşk sözleri, sevda sözleri ile genç-yaşlı herkesin gönlünde büyük yer alıyor. Haberimizde Nazım Hikmet Ran’dan kısa, aşk, sevda sözlerini ve resimli Nazım Hikmet sözlerini derledik. İşte Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medyadan paylaşabileceğiniz en güzel Nazım Hikmet sözleri…

Türk şiirinin ve edebiyatının mavi gözlü dev adamı Nazım Hikmet gerek şiirleri gerekse de sözleri ile anılıyor, hatırlanıyor. 61 yıllık ömrüne sayısız dize, şiir sığdırmış, Türk edebiyatının en değerli isimleri arasında her zaman adı anılan usta bir kalem olan Nazım Hikmet’in Türkiye’den Moskovo’ya uzanan yaşamından detaylar ve şiirleri ile sözlerinden örnekler haberimizdedir. Nazım Hikmet’in sözleri, ölümünden yıllar sonra bile etkisini sürdürmekte ve Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya mecralarında paylaşılmaktadır. Sizler de paylaşmak isterseniz sayfamızda derlediğimiz aşka, sevdaya dair, kısa Nazım Hikmet sözleri ve resimli Nazım Hikmet sözleri…

NAZIM HİKMET SÖZLERİ

Kitap okurum: içinde sen varsın, şarkı dinlerim: içinde sen. Oturdum ekmeğimi yerim: karşımda sen oturursun, çalışırım: karşımda sen. Sen ki, her yerde “hâzırı nâzır”ımsın, konuşamayız seninle, duyamayız sesini birbirimizin: sen benim sekiz yıldır dul karımsın… (Pirayeye)

En güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür… (Pirayeye)

Yaşamak: ümitli bir iştir, sevgilim, yaşamak: seni sevmek gibi ciddî bir iştir… (Pirayeye)

Ben seni isterim: senin gibi güzel, dost ve sevgili olsun hayat… Biliyorum henüz bitmedi sefaletin ziyafeti… Bitecek fakat… (Pirayeye)

Bir elmanın yarısı biz, yarısı bu koskoca dünya… Bir elmanın yarısı biz yarısı insanlarımız. Bir elmanın yarısı sen yarısı ben ikimiz… (Pirayeye)

Sevgilim, yaş kemâlini buldu. Bana öyle gelir ki belki bin yıllık bir ömrün macerası geçti başımızdan. Ama biz hâlâ güneşin altında el ele yalınayak koşan hayran gözlü çocuklarız… (Pirayeye)

Ve biz yine bir kış daha geçireceğiz: büyük öfkemizin içinde ve mukaddes ümidimizin ateşinde ısınarak… (Pirayeye)

Sevgilim, senin mekânın olan ve nereye sürülsem, hangi hapiste yatsam sırtımda, torbamın içinde götürdüğüm ve evlât acısı gibi yüreğimde, senin hayalin gibi gözlerimde taşıdığım şehir…

Sevgilim, değişti mevsim çekişen gelişmelerden sonra bir sıçramakla. Ve karın altında mağrur, hamarat sürüp gidiyor hayat…

Ruhum ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemâlidir, ruhum onun, o dışımdaki âlemin bende akseden hayâlidir. Ve aslından en uzak ve aslına en yakın hayâl bana ışığı vuran yârimin cemâlidir… (Nazım Hikmet Rubaileri)

Sevgilimin hayâli dile geldi aynanın üzerinde: “- O yok, ben varım,” – dedi bana günün birinde. Vurdum, düştü parçalandı ayna, kayboldu hayâl ve lâkin çok şükür sevgilim duruyor yerli yerinde… (Nazım Hikmet Rubaileri)

Aramızda sadece bir derece farkı var, işte böyle kanaryam, sen kanatları olan, düşünemeyen kuşsun, ben elleri olan, düşünebilen adam… (Nazım Hikmet Rubaileri)

Ben, bir insan, ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben, tepeden tırnağa iman, tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibâret ben… (Nazım Hikmet Rubaileri)

KISA NAZIM HİKMET SÖZLERİ

Edebiyatımızın önemli isimlerinden olan Nazım Hikmet, hayatının büyük bir kısmını gurbette geçirmek zorunda kalmış ve orada hayatını kaybetmiştir. Bu zamanında yazdığı birçok eser, halen önemi korumaktadır. Nazım Hikmet’in kısa olduğu kadar etkili ve anlamı büyük birçok sözü vardır. Bu sözlerinden bazılarını sizler için haberimizde derledik. İşte kısa Nazım Hikmet sözleri…

Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz ölümün önünde sigaramızı.

Sende uzaklığı; sende ben, imkânsızlığı seviyorum.

Biz başka severdik. O yüzden başka sevemedik.

Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme, ben cahil kalayım.


Ve benim birden bire yüzünü değil, gözünü değil, sesini göresim geldi.

Cebimde yoktu, yüreğimden verdim.

İşin en aşağılık tarafı şu ki yavrum, galiba yalnızlığa alışıyorum.

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.

Arkadaşlık ağaca benzer, kurudu mu bir daha yeşermez.

Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim. Yaşamak: seni sevmek gibi ciddi bir iştir.

İnsanların kanatları yok, insanların kanatları yüreklerinde.

İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman.

Yürekli bir kadının başı, yüreksiz bir erkeğin omzuna ağır gelir!

Özlemin azı çoğu olmaz, ağırdır işte.

Pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.

Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?

İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil!

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür.

Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.

RESİMLİ NAZIM HİKMET SÖZLERİ

Nazım Hikmet’e ait mana dolu sözlerini yazılı olarak paylaşabileceğiniz aşağıdaki resimli olanlarından da seçebilirsiniz. Özellikle sosyal medya hesabınızdan her zaman paylaşabileceğiniz en güzel resimli Nazım Hikmet sözleri sayfamızda yer almaktadır. İşte onlardan seçtiklerimiz…

NAZIM HİKMET ŞİİRLERİ

Nazım Hikmet’in sayısız şiiri ve eserleri bulunmaktadır. Bunlardan birkaçını ölüm yıldönümü sebebiyle derledik. İşte Nazım Hikmet şiirlerinden bazıları…

CEVİZ AĞACI

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril,
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil.
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var.
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a.
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

ÇOCUKLAR ÖLEBİLİR YARIN

Çocuklar ölebilir yarın,
hem de ne stmadan ne kuşpalazından
düşerek te değil kuyulara filân;
çocuklar ölebilir yarın,
çocuklar sakallı askerler gibi ölebilir yarın,
çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığında
ne bir santim kemik, ne bir damla kan,
çocuklar ölebilir yarýn atom bulutlarının ışığında
arkalarında bir avuç kül bile değil
arkalarında gölgelerinden başka bir şey bırakmadan.

BENCE ŞİMDİ SEN DE HERKES GİBİSİN

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin

BU VATANA NASIL KIYDILAR

İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire : “Buyur…” dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

HÜRRİYET KAVGASI

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular,
yürüdüler karanlığın üstüne.
Meydanları zaptettiler yine.

Beyazıt’ta şehit düşen
silkinip kalktı kabrinden,
ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
yıktı Şahmeran’ın mağarasını.

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

TÜRKİYE İŞÇİ SINIFINA SELAM!

Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
Bütün yemişler dallarınızdadır.
Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
haklı günler, büyük günler,
gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,
ekmek, gül ve hürriyet günleri.

Türkiye işçi sınıfına selâm!
Meydanlarda hasretimizi haykıranlara,
toprağa, kitaba, işe hasretimizi,
hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza.

Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selâm!
Paranın padişahlığını,
karanlığını yobazın
ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selâm!

Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!

YAŞAMAK SENİ SEVMEK GİBİ

Meydan yerinde kampana vurdu.
Nerdeyse koguşlarin kapilari kapanir.
Bu sefer hapislik uzun sürdü biraz:
8 yil…

Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim.
Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir.

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

NAZIM HİKMET’İN ŞİİRLERİNDEN BESTELENEN ŞARKILAR

  • Zülfü Livaneli – Karlı Kayın Ormanı
  • Cem Karaca – Bence Artık Sen De Herkes Gibisin
  • Onur Akın- Seviyorum Seni
  • Edip Akbayram – Güzel Günler Göreceğiz
  • Ezginin Günlüğü – Seni Düşünmek Güzel Şey
  • Bulut mu Olsam? – Zülfü Livaneli
  • Bor Oteli – Hüsnü Arkan
  • Hoşgeldin Kadınım – İlhan İrem
  • Edip Akbayram – Gidenlerin Türküsü
  • Aynı Daldaydık – Ahmet Kaya
  • Kız Çocuğu – Joan Baez & Zülfü Livaneli
  • Herkes Gibisin – Cem Karaca

NAZIM HİKMET’İN HAYATI

Nâzım Hikmet Ran (17 Ocak 1902 – 3 Haziran 1963), ya da kısaca Nâzım Hikmet, Türk şair, oyun yazarı, romancı ve anı yazarıdır. Siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır. Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim, Ahmet Oğuz, Mümtaz Osman ve Ercüment Er adlarını da kullanmıştır. İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır. Türkiye’de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir. Şiirleri yasaklanan ve yaşamı boyunca yazdıkları yüzünden 11 ayrı davadan yargılanan Nâzım Hikmet, İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre yattı. Nazım Hikmet, 1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarıldı; ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile bu işlem iptal edildi. Mezarı Moskova’da bulunmaktadır.

1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden birçok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. Bursa cezaevinde kaldığı yılları anlatan Mavi Gözlü Dev adlı film 2007 yılında vizyona girmiştir. Nazım Hikmet 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 17 Haziran 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Sovyetler Birliği’nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da, eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova’da yaşadı. Nazım Hikmet, Memleket dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa, Küba, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaştı, buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı, radyo programları yaptı. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır. Bu konuşmaların bir kısmı bugüne ulaşmıştır.

Nazım Hikmet 3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30’da gazetesini almak üzere 2. kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda ölmüştür. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü Novodeviçi Mezarlığı’nda (Новодевичье кладбище) gömülüdür. Mezar taşı siyah bir granitten olup meşhur şiirlerinden biri olan rüzgâra karşı yürüyen adam figürü taş üzerinde ebedileştirilmiştir. Şair Nâzım Hikmet’in 2008 yılının ilk günlerinde, eşi Piraye’nin torunu Kerem Bengü tarafından, Piraye’nin evrakları arasında, “Dört Güvercin” adında bir şiiri ve 3 adet tamamlanmamış roman taslağı bulundu.

Bu habere de bakabilirisiniz

Aşık Hüdai

1940 – 23 Kasım 2000 Asıl adı Sabri Orak. Halk şairi. 1940 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir